| Morca'dan Basın Açıklaması: |
"Çok Değerli Emirdağlı Hemşerilerim, 12 Eylül 2010 Pazar günü yapılacak olan anayasa değişiklikleriyle ilgili referandum kapsamında, Milliyetçi Hareket Partisi’nin görüş ve düşüncelerini sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu vesileyle hepinizi en içten sevgi ve saygılarımla selamlıyorum. Hanenizde huzur, sağlık, esenlik ve mutluluğun hiç eksik olmamasını diliyorum. Cenab-ı Allah’tan, bu mübarek Ramazan ayında yapmış olduğumuz ibadetlerin kabul edilmesini niyaz ediyorum. Her Biri Birbirinden Muhterem Emirdağlı Kardeşlerim, Önümüzdeki Pazar, Türkiye’nin kaderinin belirleneceği bir halk oylaması gerçekleşecektir. İktidar partisi AKP’nin, tek taraflı hazırlayıp milletimize dayattığı anayasa değişikliklerinin kabul edilip edilmeyeceği böylelikle ortaya çıkacaktır. Bizim inancımız, Emirdağ’dan güçlü bir Hayır’ın çıkması yönündedir. Bütün göstergeler ve edindiğimiz izlenimler Yüce Allah’ın izniyle Emirdağ’ın AKP’ye büyük bir ders vereceğini işaret etmektedir. Bundan asla şüphe duymuyorum ve ülkesi için Hayır diyecek olan kıymetli hemşerilerimle iftihar ediyorum. Bu anayasa değişiklikleri uzun çarşı esnafımıza en ufak bir katkı sağlamamıştır. İncili Mahallesindeki emekli kardeşimize bir umut vaat etmemiştir. Emirdağ’da görev yapan memur arkadaşlarımızın hayat standartlarında bir iyileşmeye yol açmamıştır. AKP anayasasıyla Sığracık Köyü’ne refah gelmemiştir. Özkan Köyü’ne bereket yağmamıştır. Topdere Köyü’nün, Türkmen Köyü’nün, Çiftlik Köyü’nün, Salihler Köyü’nün, Tez Köyü’nün, Yavuz Köyü’nün, Kılıçlı Kavlaklı Köyü’nün ve ilçemizin diğer köylerinin geçim şartları düzelmemiştir. Bu anayasa, alın terlerini bu mübarek günlerde daha çok yere düşüren ve ekmeğini zorluklar içinde kazanan işçi kardeşlerimize de bir şey kazandırmayacaktır. Bu anayasa Recep Tayyip Erdoğan Anayasasıdır. İnanın bana, Recep Tayyip Erdoğan Anayasası; Cumhuriyet Mahallemizde, yoksulluk için kıvranan hemşerimize bir şey getirmeyecektir. Çilli Mahallemizde, işsizlikten perişan olan kardeşimizin acısını dindirmeyecektir. Eskikacerli Mahallesinde, bankaya olan borcunu nasıl ödeyeceğinin kaygısını taşıyan arkadaşımızın derdine derman olmayacaktır. Önümüzdeki Pazar oylayacağımız AKP Anayasası; Karşıyaka Mahallesinde, akşama karnını nasıl doyuracağının arayışında olan, Yenidoğan Mahallesinde çocuğunu okutabilmenin yollarını arayan, İncili Mahallesinde içinde bulunduğu zor şartlardan dolayı yurt dışına bir an önce gitmenin umudunu taşıyan, İnkılâp Mahallesinde sönen hayallerinin arkasından gözü yaşlı bakan, Ve Yeni Mahallede çocuklarına simit parası dahi veremeyen Emirdağlı kardeşlerimize en ufak destek olmayacaktır ve sorunlarını çözmeyecektir. Emirdağ’ımız biriken ve yığılan borçlar, uzayan banka kuyrukları, haciz kıskacı ve perişanlık, işsizlik ve sefalet şartlarında varlığını devam ettirmektedir. Hepiniz yaşıyor ve görüyorsunuz; Emirdağ dünden daha mutlu değildir. Dünden daha huzurlu değildir. Ve AKP anayasasıyla da aradığı refah ve bolluğu asla bulamayacaktır. Değerli Hemşerilerim; AKP’nin demokrasi, hukuk, özgürlük, değişim ve milli irade gibi sahte ambalajlar arkasına saklamaya çalıştığı gerçek niyetleri ve gizli gündemi referanduma gittiğimiz bu süreçte ortadadır. Bunlardan birincisi, çok ağır şartlarda geçim mücadelesi veren Türk milletinin acı gerçeği olan açlık, işsizlik, yoksulluk gibi temel sorunlarının tartışılmasını önlemek, bunlar üzerine örtü çekerek AKP’nin bu alanlardaki karanlık sicilini gözlerden kaçırmaya çalışmaktır. Bu oyun aynısıyla Emirdağ’da oynanmak istenmekte, her şey güllük gülistanlık içinde gösterilmeye çalışılmaktadır. Tek başına iktidar imkânlarını geride kalan yıllarda birer birer israf eden hükümet Anayasa değişiklikleri ile açıkça kafa karıştırmak istemektedir. AKP’nin ikinci amacı, yedi buçuk yıllık vurgun, soygun, yolsuzluk ve talan döneminin hesabından kurtulmak için lekeli geçmişine uyarlanmış güdümlü bir yargı yapılanmasını oluşturmaktır. Üçüncü amaç, etnik bölücülüğü Anayasal suç olmaktan çıkararak önünü açmak, PKK açılımının ilerletilmesinin Anayasal alt yapısını ve kılıfını hazırlamaktır. Bu kapsamda, Başbakan Erdoğan’ın hayali olan otuzaltıya bölünmüş Türkiye’yi gerçekleştirmek için kendisini önleyecek hukuki engellerin “birinci Anayasa paketiyle” ortadan kaldırılmasıdır. AKP’nin dördüncü amacı, önceki uygulamaları tecrübeyle sabit bir oyunu tekrarlamak suretiyle gerilimler üzerinden toplumu cephelere ayırmak, çatışma ile oluşacak kamplaşmadan siyasi yığınak oluşturarak seçime kadar gidebilmektir. Hatırlayacak olursanız, kendi siyasi varlığının devamı açısından son derece hayati olan bu konular üzerinde Türkiye Büyük Millet Meclisinde yapılan görüşmelerde AKP sahte demokratlık ve mili irade savunuculuğu maskesi altında her türlü çirkinliği sergilemiştir. Milletvekilleri üzerinde baskı oluşturarak hür iradelerin tecellisini önlemeye çalışmış, muradına erebilmek için 12 Eylül istismarı dahil olmak üzere siyasi ve ahlaki açıdan utanç verici bütün istismar yollarına başvurmaktan kaçınmamıştır. AKP zihniyetinin ve işbirlikçi medyanın ağız birliği ederek daha fazla demokrasi geleceğine, özgürlük alanının giderek genişleyeceğine, hukukun üstünlüğünün sağlanacağına ve darbecilerden hesap sorulacağına dair yalanları da bu gerçeği örtemeye yetmemiştir. Yaşanan süreçte milletimiz, AKP’nin samimi ve dürüst değil içten pazarlıklı; demokrat değil dayatmacı olduğuna; sözde siyaset üzerindeki vesayeti kaldırmak isterken kendi vesayetini yerleştirmeyi hedeflediğine yakından şahit olmuştur. Değişik saiklerin etkisi altında bu değişikliklere evet oyu verenler tarih ve millet önünde vebal altına girmişler ve bundan sonra yaşanacak gelişmelerin sorumluklarını da bu yanlış tercihleri ile üstlenmişlerdir. AKP için Anayasanın değişmesine yönelik girişimde temel sorun Türkiye’nin yeni bir anayasaya veya yargı reformuna ihtiyacı olup olmaması değil, özel gündemi, gerçek niyeti ve siyasi hesapları olmuştur. Demokratikleşme projelerinin üzerine etnik ayrımcılığı çıkarmak, siyasal ihtiraslarını ve emellerini paragraflara kurnazca sıkıştırmaya çalışmak Türkiye’nin önüne konmuş en büyük tuzaktır. Türk milleti adıyla oluşmuş milli kimliğimizin kırılması ile sonuçlanacak bu süreçte, alt kültürlerin kimlik haline gelmesiyle derin bir ayrışma ve husumetin tohumları atılmaya şimdiden başlanmıştır. Hükümetin ABD, Peşmerge, İmralı ve Kandil’le işbirliği yaparak ve rol paylaşarak yürüttüğü PKK açılımıyla birlikte, Etnik bölücülük meşru bir siyasi amaç sayılmaya başlanmıştır. Terör örgütü, zemin kazanarak bölünme dinamikleri harekete geçirilmiştir. Etnik kimliklerin vatandaşlığın yerine geçirilmeye çalışılması ile etnik temelde siyaset yolu ardına kadar açılmıştır. Bölücü terör, kimlik sorunu olarak tanımlanarak PKK’nın siyasi hedeflerini meşru gören taviz ve çaresizlik yaşanmaya başlanmıştır. AKP, projelerini uygulayabilmek, yıkımı topluma kabul ettirebilmek için çok tehlikeli bir siyaset modelini seçmiştir. Açılım adını verdiği ve kendisi için dönüşü olmadığını açıkladığı yolda, kendi gündemini hayata geçirmek için imkân ve zemin arayışlarından en önemlisi anayasa değişiklikleridir. PKK ve AKP’nin siyasi hedef ve talepleri beş ana noktada örtüşmektedir. Bunlar; Türk milli kimliğinin yeniden tanımlanarak değiştirilmesi, vatandaşlık kavramının üst kimlik olarak benimsenmesi, Türkçe dışındaki dillerin kademeli olarak eğitim sistemi içine alınması ve kamu hizmetlerinde kullanılmasının sağlanması, Etnik kimlikle siyaset ve örgütlenme hakkının tanınması, Teröristlere, af çıkartılarak siyasal ve toplumsal hayata katılmalarının sağlanmasıdır. “Yerinden demokratik yönetim” adı altında eyaletler sistemine geçişin altyapısının hazırlanmasıdır. Hesaplanan bu değişikliklerin şimdiki paket içinde olmayışı kimseyi aldatmamalıdır. AKP iktidarı, yıkım denen açılımdan, çok milletli parçalı devlet yapısından, kimliklerin kışkırtılmasından vaz geçmediklerine göre bu niyetlerin önünün açılması ileriki anayasa paketine bırakılmıştır. “Türk milleti” tanımını kapsayıcı ve yeterli bulmayıp başka kimlik arayışlarının artış göstermesi ve bunun da AKP tarafından hukuki ve siyasi bir karşılığa oturtulması, Türkiye’nin yıkım sürecinin başlaması demektir. Buna Emirdağlı hemşerilerimin rıza göstermesi mümkün değildir. Onay vermesi asla düşünülemeyecektir. Bu çerçevede Milliyetçi Hareket Partisi, milletimizin ve Emirdağ’ın önceliklerine ve taleplerine cevap vermeyen ve dışarıdan sipariş edilen “Anayasa Değişikliklerine Hayır” oyu verecektir. Olgunlaşırken katkısının sorulmadığı ve başkası tarafından dayatılmış kararlara katılmayarak “Anayasa Değişikliklerine Hayır” oyu verecektir. Biz, toplumun huzursuz, devletin gergin, Anayasal kurumların kavgalı olduğu bu süreçte sağlıklı sonuç alınmayacağı için AKP Anayasasına “Hayır” oyu verilmesinin zorunluluk olduğuna inanmaktayız. Biliyoruz ki Anayasa, sicili bozuk, sabıkası kabarık, lekelenmiş zihniyetlerin değiştireceği bir metin değildir. Bu itibarla AKP’nin; Uzlaşmaz ve itici tavırlarına, Başına buyruk siyaset anlayışlarına, Dayatmacı ve tehditkâr üslubuna, Milli kimliğimizi tahribat arayışlarına, Özürlü demokrasi algısına, Bölücü terörle girdiği sıcak ilişkilere, Etnik ayrımcı fikirleri temsil eden yıkıcı projelere, Farklı düşüncelere yönelik aşağılayıcı tutumlarına, Uluslararası dayatmalara karşı teslimiyetine baktığımız zaman hükümete duyacağımız güven de, onların demokrat olduklarına dair iddialarına da inancımız kalmamıştır. Yeni bir anayasayı hazırlamak, ancak yenilenmiş bir vicdan, aklanmış ahlak ve tertemiz siyasi erdemin yapacağı ve sonuç alacağı bir girişim olmalıdır. Bu çerçevede Partimiz, Emirdağlı kardeşlerimizi; sekiz yıla yaklaşan icraatlarıyla şaibeli ilişkiler ve istismarın odağı olmuş, karanlık işbirliklerinde çare aramış zihniyetin zorladığı “Anayasa Değişikliklerine Hayır” oyu vermeye çağırmaktadır. Anayasa değişiklik teklifleri ile ortaya çıkan tabloya baktığımızda AKP’nin samimi ve dürüst değil, içten pazarlıklı olduğunu açıklıkla görebiliriz. Etnik ve mezhep temelli ayrışmayı kaşıyan, Hak taleplerine şiddet uygulayan, Demokratik gösterileri zorbalıkla önlemeye çalışan, Özel hayatın gizliliğine yönelik ihlali meşru sayan, Adaletin tecellisinde özgürlüklerin kısıtlanmasına göz yuman, Medyaya baskı arayışlarını sürdüren, Şeffaflıktan ve dürüstlükten kaçan ve Kapalı kapılar ardında siyaset belirleyen bir zihniyetin sözde demokrasi aradığını ve anayasayı demokratikleştirmek istediğini söylemek tam bir garabet olacaktır. Emirdağ’dan buna aldanacak kimse de yoktur. AKP’nin amacı demokratikleşme, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı, demokrasinin geliştirilmesi, hukukun üstünlüğü ve insan haklarında atılım yapılması değildir. Anayasa paketi, Türkiye’nin bu alanlardaki ihtiyaçlarına göre değil, AKP’nin özel ihtiyaçları ile gizli gündemi ışığında şekillenmiştir. Özellikle bölücülüğün aldığı yeni boyut ve ülkemizin önüne konulan ayrışma tehdidi Başbakan AKP’nin geride kalan icraatlarının eseridir. Bu nedenle, Partimiz Emirdağlı hemşerilimizi ülkemizi ve milletimizi bölünmeye doğru götüreceği anlaşılan hazmettirme sürecinin ilk adımı olan “Anayasa Değişikliklerine Hayır” oyu vermeye davet etmektedir. Habur’da kanlı teröristlerin törenlerle karşılanmasının adı da hukuktur, anayasa değişiklikleri ile istenen de bu hukuk talebidir. Yolsuzluklar, hırsızlıklar, talanlar onlar için hukuka uygunluk demektir; adalet önünde hesaptan kurtulmanın yollarını anayasada aramak da AKP için hukuk demektir. Yandaşların talanlarına yasal kılıflar ve aflar çıkartarak kul hakkı yemek de hukuk demektir; zekât ve fitre soyguncularını aklamaya çalışan bir anayasa arayışı da bu çürümüşlere göre hukukun üstünlüğü demektir. AKP’nin amacı az önce de ifade ettiğim gibi; yedi buçuk yıllık vurgun, soygun, yolsuzluk ve talan döneminin hesabından kurtulmak için lekeli geçmişine uyarlanmış güdümlü bir yargı yapılanmasını oluşturmaktır. Partimiz bu düşünceler ekseninde; hukuku emrine almak isteyen siyaset tüccarlarına ve dokunulmazlık kaçkınlarına fırsat vermemek için “Anayasa Değişiklikleri’ne mutlaka Hayır oyu verilmesi gerektiğine inanmaktadır. Muhterem Hemşerilerim, Milliyetçi Hareket Partisi’nin varlık nedeni büyük Türk milletine doğruları, gerçekleri söylemek, tehlikeli oyunları ve tuzakları bozmak için yol göstermek ve bunda da öncü olmaktır. Referandum sandığı siz değerli Emirdağlı kardeşlerimin önüne konulduğunda, Milliyetçi Hareket Partisi’nin bütün muhterem mensupları gibi eminim ki tercihinizi birlikten, beraberlikten ve kardeşçe yaşamaktan yana kullanacaksınız. Önünüze çıkarılacak yeni oyunları fark edecek, nasıl bir tuzağın içine çekilmek istendiğinizi açıklıkla anlayacaksınız. 12 Eylül 2010 tarihi geldiğinde, Emirdağlılar kendi geleceğini, nasıl yaşayacağının akıbetini, milli varlığının devamını, devletinin ve ülkesinin bekasını çok yakından ilgilendirecek bir karara damgasını vuracaktır. Allah korusun, eğer yanlış bir tercih yapılırsa dönüşü olmayan bir yola girilecek; ayrışma, bölünme, çatışma, kutuplaşma ve sonunda mutlaka yıkım ve çöküşle karşı karşıya gelmemiz kaçınılmaz olacaktır. Ancak, Aziziyelilerin feraseti yüksektir, bütün karşı propagandaya ve işbirlikçi güçlere rağmen dik duracak ve doğru olan kararını verecektir. 12 Eylül gelip de referandum için oy vermeye gittiğinde Emirdağlılar, tercihini mutlaka ve ilelebet kardeşçe yaşamaktan yana kullanacaklardır. Buna inancım tamdır. Yörük ve Türkmenler Emirdağ ovasında ayağa kalkacak ve Sesleri Emirdağlarını da aşarak Başkent Ankara’ya ulaşacaktır: Kararlılıkla belirtiyorum ki, Pazar günü; bölünmeye, parçalanmaya, ayrışmaya, farklılaşmaya ve kutuplaşmaya hayır demeliyiz. Teröristle kucaklaşmaya, terörle yaşamaya, teröre boyun eğmeye, teröre teslimiyete, açılım denilen yıkıma hayır demeliyiz. Milli devletin, üniter yapının, milli kimliğin, milli dilin yıkılmasına, milli birliğin tahribine hayır demeliyiz. Türk milletinden yeni milletler çıkartmak için girişilen alçakça tahriklere ve otuz altıya bölme arayışlarına hayır demeliyiz. İçerden ve dışardan tam bir husumet kuşatmasına maruz kalarak milli birliğimiz ve milli bekamıza yönelmiş hain emellerin gerçeklemesine hayır demeliyiz. Toprak bütünlüğüne ve devlet yapısına yönelik tehditlere ve saldırılara karşı teslim olmuş yönetime hayır demeliyiz. Milli kimlikte değerlerin istismarı ve alt kültürlerin okşanması ile ortaya çıkan ağır tahrikler ve yozlaşmaya hayır demeliyiz. Dış işlerde taviz ve teslimiyete, iç işlerde, çaresizlik, ilkesizlik, kayırmacılık ve aymazlığa hayır demeliyiz. Türk milleti ile yarım kalmış hesabı olanlara, ecdadımızın şanlı tarihinden utanç duyanlara, vatanımızı Sevr şartlarına götürmek isteyenlere hayır demeliyiz. Şehide kelle, katile sayın, eşkıyaya abi diyenlere ve İmralı’dan terörü yönetmeyi demokratik bir hak, Kandil’den saldırıları meşru görenlere hayır demeliyiz. “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” haykırışlarını tahrik sayanlara hayır demeliyiz. Türk milletini çözmek, Türk devletini bölmek için dayatma projeleri üreten güçlerin oluşturduğu kutsal ittifaka hayır demeliyiz. Ecdadımıza yapılan hakaretlere, isyan elebaşlarını alkışlayan zihniyetlere, katillere pazarlık yapanlara hayır demeliyiz. Yıllardır kurtulamadığımız yokluğa, yoksulluğa, yolsuzluğa, bunları örtmek için oynanan oyunlara hayır demeliyiz. Annelerimizin gözleri yaşlı, gençlerimizin umutsuz, yetişkinlerimizin işsiz, çocuklarımızın eğitimsiz, toplumun karamsar ve pusulasız olmasına hayır demeliyiz. Yolsuzluk yapanlara, yetim hakkına el uzatanlara ve buna seyirci kalanlara hayır demeliyiz. Vurguncuların, soyguncuların, haram lokma yiyenlerin hesap vermekten kaçmasına hayır demeliyiz. Toplumsal huzursuzluk alanlarının genişlemesine, cephelerin derinleşmesine, ülkemizin yeni bir kriz sarmalına sürüklenmesine hayır demeliyiz. İhanet, talan ve yıkım şebekelerinin tahribatı sonucu, Türkiye’nin daha ezik, daha yoksul, daha çaresiz ve daha bitkin bir ülke durumuna düşürülmesine hayır demeliyiz. Sözde darbelerden hesap sorma, vesayet kaldırma, demokrasi getirme gibi değerler üzerinden yapılan istismarlara hayır demeliyiz. Demokrasi adına paketin içine serpiştirilmiş cazip tuzaklara düşmeyecek, nihai oyunu görerek karanlık niyetlere hayır demeliyiz. Defalarca değişen anayasalara rağmen bir türlü değişmeyen kara talihinin devamına mutlaka hayır demeliyiz. Referanduma evet demenin sekiz yıllık yıkım sürecinin artarak devamının geleceğini bilecek, kaderine biçilmek istenen kefene hayır demeliyiz. Açlığa, adaletsizliğe, ahlaksızlığa ve asayişsizliğe hayır demeliyiz. Yokluğa, yoksulluğa, yozlaşmaya, yabancılaşmaya ve yalanlara hayır demeliyiz. Çürümeye, çözülmeye, çöküşe ve çaresizliğe hayır demeliyiz. Krize, kargaşaya, kaosa, korkuya, kutuplaşmaya, kavgaya, karanlığa hayır demeliyiz. Ve nihayet; Barzani ile işbirliğine hayır demeliyiz. Kanlı küresel oyunlara hayır demeliyiz. Bölünmüş Türkiye projelerine hayır demeliyiz. Yeni Habur törenlerine hayır demeliyiz. Anayasa değişikliğine Hayır diyerek, AKP’ye hayır demeliyiz. Anayasa değişikliğine Hayır diyerek, Başbakan Erdoğan’a hayır demeliyiz. Gün, çok geç olmadan, telafisi mümkün olmayan dönemeçlere girilmeden, Emirdağ’ımızın kucaklaşma günüdür, yaklaşan tehlikeleri görme günüdür. 12 Eylül Referandumu için partimize ayrılan zaman diliminde, beni dinlendiğiniz için hepinize teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum. Bütün hemşerilerimin Mübarek Ramazan Bayramı’nı şimdiden tebrik ediyorum. Hepinize Hayırlı günler diliyorum. Siz kıymetli hemşerilerimi sevgi, saygı ve muhabbetle selamlıyorum. Ne Mutlu Türk’üm Diyene." |
Site Eklentiler
Arşiv
- Aralık, 2011
- Kasım, 2011
- Ekim, 2011
- Eylül, 2011
- Ağustos, 2011
- Temmuz, 2011
- Haziran, 2011
- Mayıs, 2011
- Nisan, 2011
- Mart, 2011
- Şubat, 2011
- Ocak, 2011
- Aralık, 2010
- Kasım, 2010
- Ekim, 2010
- Eylül, 2010
- Ağustos, 2010
- Temmuz, 2010
- Haziran, 2010
- Mayıs, 2010
- Nisan, 2010
- Mart, 2010
- Şubat, 2010
- Ocak, 2010
- Aralık, 2009
- Kasım, 2009
- Ekim, 2009
- Eylül, 2009
- Ağustos, 2009
- Temmuz, 2009
- Haziran, 2009
- Mayıs, 2009
- Nisan, 2009
- Mart, 2009
- Şubat, 2009
Milliyetçi Hareket Partisi Emirdağ İlçe Başkanı Ceylan Morca, referandum öncesinde bir basın bildirisi yayınladı.16 sayfalık basın bildirisinde birçok konuya değinen morca yapmış olduğu açıklamasında;
















