Haberler

Farz İbadetlere Devam Etmenin Önemi

Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de, İnsanların yaratılış gayesini kendisine ibadet etmek olarak beyan etmiş ve “Ey İnsanlar, Rabbinize ibadet edin”(1), “Size ölüm gelinceye kadar Rabbinize ibadet edin”(2) mealindeki ayetlerle de insanı ibadetle mükellef tutmuştur. İbadet, Allah'a gönülden isteyerek yönelmek, tapmak, boyun eğmek ve itaat etmek demektir. İbadet, yaratıcı kudret karşısında boyun bükmenin zirvesi ve O'na olan sevginin sonucu ve göstergesidir. İbadet, insanın ruhunu yücelten, kalbini kötü düşüncelerden, organlarını günah kirlerinden arındıran ve insanı Allah’a yaklaştıran en güzel vasıtadır.         

İbadetler yapılış itibariyle: Namaz, oruç gibi bizzat kişinin yapması gereken bedenî ibadetler; zekat, fıtır sadakası gibi kişinin kendisinin veya vekilinin yapabileceği mâlî ibadetler; hac gibi zengin kişinin bizzat yapması gereken hem bedenî hem mâlî  ibadetler olmak üzere üç kısma ayrılır.

Hüküm itibariyle ve öncelik sırasına göre ibadetler ise: Farz, vacip, sünnet, müstehap olmak üzere kısımlara ayrılır. Farz ibadet, Allah ve Resûlü’nün kişiden yapılmasını kesin ve bağlayıcı tarzda istediği ibadet türleridir. Farzı inkâr, kişiyi dinden çıkarır. Geçerli mazereti bulunmadığı halde farzı terk eden kimse fâsık yani günahkar olur.

Vacip ibadet, farz kadar kesin olmamakla beraber yine de kişinin yapması istenilen ibadet türleridir. Yapan sevap kazanır, özürsüz olarak yapmayana azap gelir. Sünnet ibadet ise, Peygamber Efendimizin farz ve vacip dışında yaptıkları ve yapılmasını tavsiye ettiği ibadet türleridir ki sünneti işleyen sevap kazanır, kasten terk eden ise azap hak etmese de kınanmayı gerektiren bir fiil işlemiş olur. Mendup (müstehap) ise, Peygamber Efendimizin bazen yapıp, bazen yapmadığı ibadet türleridir. Mendup ibadetleri yapan sevap kazanır; yapmayan sevaptan mahrum olur, ancak günah işlemiş sayılmaz.

Yukarıda izah etmeye çalıştığımız gibi ibadet çeşitlerinden namaz, oruç, zekat, hac gibi farz ibadetleri her müslümanın  bizzat ve öncelikle yerine getirmesi gerekir. İnsan yaptığı farz ibadetler sayesinde Allah katında değer kazanır, ebedi saadet yurdunun anahtarını eline alır. Aksine farzları yerine getirmeyen kişi fasık durumuna düştüğü gibi, Allah ve Resûlünün emirlerini terk ettiğinden günahkar olup, Allah’a karşı sorumluluğunu yerine getirmemiş olur. Bu itibarla ibadete engel olmayacak derecedeki hastalık, yolculuk, çalışma hayatındaki zorluklar gibi sebepleri bahane ederek namaz ve oruç ibadetleri terk edilmemelidir. Yeterli mali imkana kavuşulduğunda ise ev yapmak, çocuk evlendirmek veya yaşın gençliği gibi mazeretler, zekat ve hac ibadetlerinin vaktinde yapılmasına asla engel olmamalıdır. Her ibadet mutlaka vaktinde ifa edilmelidir. Nitekim Cenab-ı Hak Kur’an-ı Kerim’de: “Öyle insanlar vardır ki, onları, hiç bir ticaret ve alış-veriş, Allah’ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoyamaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin şaşkına döneceği bir günün azabından korkarlar”(3)  buyurmaktadır.

Artık bizler de üzerimize farz ve vacip kılınmış olan tüm ibadetlerimizi, sırf Allah'ın ve Resûlünün emri olduğu için yerine getirelim; o emri yerine getirirken onlardaki maslahat ve yararları, hikmetleri anlamaya çalışıp, yaptığımız ibadetlerle ruhumuzu, ahlakımızı güzelleştirelim. Farz ve vacip dışındaki diğer ibadetleri de yapmak suretiyle kulluğun zirvesine yükselelim. Allah’a gerçek kul olalım.


(1) Bakara, 21
(2) Hicr, 99
(3) Nur, 37

Yorum ekle

Küfür ve Hakaret içeren yorumlar, aynı ip den aynı habere gelen yorumlar eklenmeyecektir.