Haberler

Belçikalılara Bazı Şeyleri Biz Öğrettik

Hakkı KutluBelçika’ya 1961’de başlayan bir göç hikayesi....
Emirdağ civarından Gent’e ilk göç 1962’de gerçekleşmiş. Gent’e ilk giden Emirdağlı ise Karacalarlı Kötü Ahmet olarak biliniyor. O zamanlar Gent’te 40-50 civarında Emirdağlı varmış. Bugün Gent’teki Türk nüfusunun ezici bir çoğunluğunu Emirdağlılar oluşturuyor. Gent’teki Emirdağlı nüfusu bugün 20 bin civarında. Gent’e ilk gidenlerden biri olan Hakkı Kutlu ile dergimizin yaptığı röportajı yayınlıyoruz :
Hakkı Kutlu kimdir, bize kendinizi tanıtır mısınız kısaca?
1943 Emirdağ-Adayazı Beldesi doğumluyum. 1966’nın sekizinci ayında buraya geldim. İlkokulu bitirdim Adayazı’da. Daha sonra babam okutmaya göndermedi. O zaman rençberlik vardı. Koyun güdeceksin, kuzu güdeceksin diyerek salmadı. Askerden geldim nüfus kağıdımı almadan Belçika’ya gelmek istedim sonrasında dediler ki; nüfus kağıdı olmayınca geçilmiyor dediler, nüfus kağıdını gittim aldım sonra geldim.
Peki Belçika’ya gelme fikri nereden çıktı?
Bize mektup gönderdiler o zaman. Bu mektubu bize buraya gelen Adayazılılar göndermişti. Onlar; Ahmet Uslu, Basri Çetinkaya, Tahir Barlas’tı. Bunlar bizim komşulardı Adayazı’dan. Biz de burada onların yanına geldik. Bunun yanında Ahmet isminde biri de Emirdağ’a mektup gönderiyordu o zamanlar buraya gelin diye. Kötü Ahmet diye bilinir. Belçika-Gent’e Emirdağ civarından ilk gelen Karacalarlı Kötü Ahmet’ti. 1962’de geldi Karacalarlı Ahmet Öztürk (Kötü Ahmet). Bize gelen mektupta buraya gelip iş bulursanız çalışırsınız, iş bulamazsanız geri Türkiye’ye dönersiniz denilmişti. Bir de Pörnekli Halil vardı burada. Hollanda’dan Belçika’ya gelmişti Pörnekli Halil. Toplayıp insanları buraya getiriyordu 1966’da. Onunla gelecektik biz aslında ama onun otobüsünde yer dolmuştu. Bizi ancak bir dahaki seferinde alacağını söylemişti. Biz de bir dahaki seferi beklemeden, (Adayazı yani Pirikli’den 32 kişiydik biz) gelin dedik gidelim dedik Topkapı’ya gidelim oradan birini buluruz dedik. Bu zamana kadar İstanbul’a ben hiç gitmemiştim. Topkapı’ya geldik biz. 30-32 yaşlarında biri bizi Belçika’ya götürmek istedi. 1500 mark istedi her birimizden. Parayı oraya varınca alacağım dedi. Sonra 32 kişi bindik biz otobüse. Adresi verdik biz adama. Adres, “Rue Jorley No 22 , 1030 Brüksel”di adres. Şimdi bu dediğim yerde apartmanlar var. Biz yola çıktık. Hudutları geçtik, Fransa’ya geldik. Fransa’da da polis uyuyormuş biz buradan da bastık geçtik. Sonra Brüksel’e geldik. Brüksel’de şoför bir saat falan aradı adresi bulamadı. Sonra şoför bir taksiciye adresi sordu. Biz de taksiciye baktık taksici polise benziyordu. Korktuk biz polis diye. Sonra şoför bize bunun taksici olduğunu söyledi. Bizi adrese götürdü taksici. Sonra şoför bizi adrese bıraktı biz de parasını verdik. Böylelikle Brüksel’e gelmiş olduk.
Bizi burada karşıladılar evlerine yerleştirdiler Adayazı’dan gelenler. Sonra da onlar o gün için işe gittiler. Bize dışarı çıkmayın kalabalıksınız polisler sizi götürür dediler. O gün biz orada kaldık. Ertesi gün bizim Cin Kadir’le Ateşoğlu geldiler ben onlara haber salmıştım. Bizim 5-6 tane Kutlu vardı bizi seçtiler götürdüler. Bizi Gent’e getirdiler. Gentstraat’a geldik biz burada. O zaman sadece bizler vardık kadın yoktu. Sonra bizim Gede Veli’nin oğlu vardı Hollanda’da o duymuş bizim Gent’e geldiğimizi. O çocuk da burada biriyle kalıyordu Hollanda’da duruyordu. Burada bize bir ev tuttu. Buradaki Belçikalı kadınlardan bize yardımcı olmalarını istemişti. Bize Belçikalılar ev düzdüler o zaman. Böylece buraya yerleşmiş olduk.
Sizin geldiğiniz yıllarda Gent’te ne kadar Emirdağlı vardı tahmini olarak?
O zaman köylerden gelenler vardı 40-50 civarında Emirdağlı vardı hatırladığım kadarıyla...
Buraya yerleştikten sonra ne yaptınız?
Önce ben Brüksel’de bir işe girdim. İnşaatta çalışıyordum. Sonra Yetimoğlu bizi tekrar Gent’e getirdi (Veysel Biçici). Sonra Karacalar’dan Kel Mehmet falan geldi Karaağaç’tan. Sonra biz jelatin fabrikasına girdik. Burada 30 yıl çalıştıktan sonra emekli oldum. Toplam 35 sene çalıştım Belçika’da. Ben de buraya kardeşlerimi getirdim istekle. O zaman getirmek kolaydı. O zaman iş çoktu. Çalışacak insan arıyordu fabrikalar. Fabrika davetiye çıkarıyordu fabrika işçi olarak getiriyordu Türkleri.
Peki buraya gelirken bir hayaliniz var mıydı?
Hayalim, burada biraz para kazandıktan Türkiye’ye geri dönmekti. Bizden önce gelenler vardı onlar döndüler Türkiye’ye tekrar. Sonra biz dönmeyi düşünürken baktık Belçika paramızı veriyor, somaç veriyor vazgeçtik dönmekten. Buraya ilk Türk aileler 1967’de gelmeye başladı.
O dönemde Belçika’da Türklere bakış açısı nasıldı?
O zaman bize fotoğrafımızı çekecek gibi bakıyorlardı. Seviliyordu Türkler. Markette falan bir şey alacağımız zaman önümüze yığıyorlardı ne varsa.
Burada alışverişlerinizi nasıl yapıyordunuz?
O zaman çok birşey almıyorduk. Patates, soğan gibi şeyler alıyorduk onlar da ortadaydı zaten.
“BELÇİKALILARA BAZI ŞEYLERİ BİZ ÖĞRETTİK”
Banyo, lavabo ihtiyaçlarınızı nasıl görüyordunuz?
Belçikalılar banyoyu bilmiyordu o zamanlar. Biz ilk geldiğimizde leğende yıkanıyorduk. Benim leğen vardı hatıra olarak saklıyorum hala. Belçika’da banyo yoktu. Koca mahallede bir tek tuvalet vardı herkes sıra bekliyordu. Kerkstraat’ta bir tek tuvalet vardı. Belçikalılara taharetlenmeyi falan biz öğrettik. O zaman Belçikalılar sadece tuvalet kağıdı kullanıyorlardı. Yani bazı şeyleri biz öğrettik Belçikalılara.
Bizim geldiğimizde burada firit falan vardı biz kendimiz pişiriyor, kendimiz yiyorduk. Belçikalıların milli yiyecekleri patates vardı bol bol.
“İLK CUMA NAMAZINI KİLİSEDE KILDIK”
İlk Cuma namazını hatırlıyor musunuz? Nerede, nasıl kılmıştınız?
İlk Cuma namazını, kilise vardı o kiliseye gittik, Papaz’a söyledik. Biz bir yer arıyoruz dedik, papaz bize ‘burada kılın’ dedi. Eski kullanılmayan bir kiliseydi. İmamımız da Piriklili Mahmut Hocaydı. Burada vefat edenleri de kendi imkanlarımızla Türkiye’ye gönderiyorduk. Sonradan cemiyet kurduk. 1967-68’de ilk Türk cemiyetini kurduk. Mustafa Sağlam (Başkan Mustafa) diye biri ilk Başkan olmuştu cemiyete. 1975’de şu andaki Merkez Cami’yi aldık. Şu anda o cami de binlerce kapasiteye sahip.
Şu anda Belçika’da okumuş bir yere gelmiş oğlunuz veya kızınız var mı?
Ben fabrikadan emekli oldum. Türkiye’ye her sene gidip geliyorum. İznimi hiç aksatmadım her sene izine gittim Türkiye’ye. Mühendis oğlum var Belçika’da okumuş. Şimdi Kocatepe Üniversitesi’nde (Afyon) ders veriyor. Bunun yanında burada okumuş, okuyan çocuklarım ve torunlarım da var.
Yani bir işçi olarak geldiğiniz Belçika’da şu anda sizin çocuklarınız ve torunlarınız eğitim görüyor iş sahibi oluyor.
Evet, biz buraya bir hayalle gelmiştik ama kaldık. Şimdi çocuklarımız, torunlarımız burada okula gidiyor yani yerleştik buraya.
Hakkı Kutlu’ya dergimize yaptığı açıklamalardan dolayı teşekkür ediyoruz.  Emirdağ Köprü
 

Yorum ekle

Küfür ve Hakaret içeren yorumlar, aynı ip den aynı habere gelen yorumlar eklenmeyecektir.